tarihinde yayınlandı Yorum yapın

NE KADAR DAYANIR İNSAN

Acıya ne kadar dayanır insan?
Yokluğa, hüzne, hiçliğe
Kaç acı görür bir insan?
Doğunca, büyüyünce, ölünce

Yokluğa ne kadar dayanır insan?
Kayboluşa, umursamazlığa, şühedaya
Kaç yokluk yaşar bir insan?
Sevince, sevilince, sevince

Hüzne ne kadar dayanır insan?
Kadere, terk edilmişliğe, haykırışlara
Kaç hüzünle büyür bir insan?
Yalnızken, yanındayken, yanımdayken

Hiçliğe ne kadar dayanır insan?
Sefalete, kedere, kadere
Kaç hiçliğe bedel öder bir insan?
Seninle, sensizde ve sensizlikte

BEDEL

Ne bekler insan umuttan, mutluluktan başka
Gelmeyecek yarınları arzulamaktan yana
Hiç olmayan geleceği özlemekten
Geçmişten nefret etmekten başka

Ölümden nefret etmek
Yaşama yüz çevirmek
Sevilmekten yakınmak
Ama sevmeyi becerememek

Bir koku uğruna ömrünü vermek
Sevginin yokluğuna yüz çevirmek
Sevgini bilmek, dünyada yaşama sebebi
Nefretine ise dünyada kaç bedel ödenmeli?

Kemal DEMİRSOY

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

HER ŞEYİN Bİ FAZLASI

Her şeyin bir fazlası sende
Var olanların bir emsali gibisin
Milyon kuş varsa şu gökyüzün de
Bir o kadar da gözlerindedir bilesin…

Her şeyin bir fazlası sende
Dünyaca varlığa sahip gibisin
Sanki bir tebessüm ettiğinde
Sen ki yoksulluğu bitirecek kişisin…

Her şeyin bir fazlası sende
İyilik kavramına ismini verensin
Öyle merhamet var ki yüreğinde;
Zalimin kalbinde, zulmü bitirirsin…

Her şeyin bir fazlası sende
Uzat ellerini acizliğim bitsin
Bilsen de olur bunları, hiç bilmesen de
Gönül kapım sağlam, sen kalbime kilitsin

Her şeyin bir fazlası sende
Her yüz aynıyken; sen birsin, teksin
Yaşanmışlığın en güzeli yansır silüetinde
Savrulan tekne ömrüm, sen yön veren yelkensin

Her şeyin bir fazlası sende
Tut ki bir şiirim, sen en güzel yerimsin
Seni çıkarırsak eğer bütünlüğümden
Anlamım denge tutmaz, varsın devrilsin…

Her şeyin bir fazlası sende
Özgüvensiz bir şairin tek güvenisin
Saklı kelimeler var gülüşlerinde
Bir tebessüm et, ölü kafiyeler dirilsin.

Her şeyin bir fazlası sende
Gurbetlerin son gecesi gibisin
Binbir çeşit insan olan bir şehirde
Sen ki memleketimin hatrımda kalan resmisin

Her şeyin bir fazlası sende
Sen ise bir başkasın, her şeyinle…

Okan KARAYILAN

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Ölüm Fermanı

Bu bir ölüm fermanıdır
İlan ediyorum, duyun ve gülün

Bu bir dramdır
Suyun ve gülün
Kimisine de tebessümdür

Susun dedim, yeter
Tuz, su, ekmek…

Tuz dedim ya, susun dedim
Susun, yarama tuz basmayın

İlan ediyorum, bu bir fermandır
Bu bir ölüm fermanı
Celladım ise kât’a sen değilsin
Suçsuzsun, en az suyun rengi kadar

Duy beni toprak
Ve dağ, taş
Ve ay ve hatta güneş, geceleyin yıldızlar
Ben haksızlığa uğrarım, siz susarsınız
Ben bağırırım, siz duymazsınız

Bu bir ölüm fermanıdır
Gece ile gündüz arasında,
Gönül ile akıl arasında,
Can ile ten arasında,
Ben ile cânan arasında…

Baran Ardıl ARSLAN

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Bâd-ı Sabâ

Bozkır tarlasında harman sonrası unutulan bir buğday başağı gibiydim
Sonra sen çıkıp geldin gurbetin vuslat diyarına
Uzak yerlerden hoş kemalat sözleri nakış eyledin gönlümüze
Çağa ait olmayan ruhumuza bir bâd-ı sabâ rüzgarı estirdin de öyle gittin.

Oğuz YAĞLI

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

PRANGALI YÜREK

Prangalara vurulmuş yüreklerin sızıntısıydı.
Çaresizce bekleyen sabrın son sınırında,
Gelip geçici heves sanıldı.
Oysa evrende yaşayan Ademoğlu yanılırdı.

Sonu vardı her başlangıcın,
Başlangıçlar sonunu düşünmeyenlerindi.
Prangalı yüreklerin çaresiz gücü,
Sonunu getirmemekle mükellefti.

Yavaş yavaş kayboldu gözlerinin ırağında,
Gözlerin ırağı; gözden düşürmek idi.
O gün anladı İnsanoğlu,
Yüreğe alınan, elbet çıkarılacak idi.

Teslim etmekti kendini prangaya,
Çaresizliğin getirdiği son nokta bu idi.
Olsaydı bir başka yolu,
Başka yol ise, yolun sonuydu..

Arya DIRDIROĞLU

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

gölgeler


Ve gölgeler uzuyor
Gün batmaya meyyâl.
Karanlığın saltanatına rastladı gençliğim
Binlerce yıldır kahrını çektiğim,
Ayarı bozulmuş bir kere tartının
Hamura temennası var artık martının
Gayrı ne balta girmemiş ormanların havası
Ne derinden gelen suyun faydası var.

gün batmaya meyyâl
yanmıyor da bir bir sokağımın ışıkları
kandiller müze camekanlarında tutsak
yarasalara kaldı anlayacağın düzen
kan çekildi bet attı beniz sarı
tükendi insanlığın da son kırıntıları.

kaç kişi kaldık ki insanlığı yaşatan
süngümüz kırıldı düşman yaman
payıma düşen
göğsümden vurulmanın onuru
gerisi hayal
ve gölgeler uzuyor
gün batmaya meyyâl.

Gülcan DALAR

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Nişan

Beni kalbinde ağırla
3 gün şiirler oku ruhuma
Yaralarına sar
Duymasın insanlar

4. gün sen rahle ben kitap
5. gün gözlerin yorgun halin bitap
Öp soluğumdan
Aşka inan.

Beni kalbinde ağırla
3 gece rüyalarında gör
Her sabah uyan hayra yor
Birde mecnuna Ferhat’a sor.

4. gece gel rüyama
5. gece gerçeğim ol.
Öp kalbimden
Aşka inan.

Beni kalbinde ağırla
3 kere gönülden dua et
Umudun var
Bilmesin insanlar.

4. gün safları sıkı tutalım.
5. gün hacerü’l Esved’e varalım.
Öp damarımdan
Aşka inan.

Yavuz Selim ŞEN

tarihinde yayınlandı 1 Yorum

Gözler ve Yaş

Masumiyet tasviri olan o gözleri
İstila edince tek bir dert
Bakışların elmas kadar sert
Şişesi yeni açılmış rakı gibi keskin
Acısı kurşun gibi namert

Gözlerinden akan bir damla yaş
Ruhumu sökecek kadar hazin
Uğruna verilir bir savaş
O yaşları durdurmak için

Metehan KAYNAR

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Aşk İlmi

İnsan candır, gönül pâye
İnsan gönüldür, kalp sâye
İnsan kalptir aşktır gaye
Aşık aşktan usanır mı?

Gönül duymaz aleme sağır
Ruh görmez kendine kahır
İnsan bilmez sebat sabır
Aşık vuslata erer mi?

Güzel ahlak kokusu ıtır
Güzeli sev söze getir.
Aşk ile yan nefsi bitir.
Aşık kendini söyler mi?

Göz de yaş, can da letafet
Sinede yas ömürlük gaflet
Hakkı konuş hakkı gözet
Aşık sevgiliyi unutur mu?

Aşk kalbi kalbe ram eyler
İnsanı insana yar eyler.
Ruha edep nefse ar eyler.
Aşık aşktan öte konuşur mu?

Aşkın düsturu bilir kelamı
Maşukun, gönül alır selamı
İnsan insanın mihmanı
Aşık yollarda kalır mı?

Aşk gönül lisanıyla okunur
Aşk yunusun ilmiyle dokunur.
Kalbin şifası sevgiyle bulunur.
Aşık kendini hikmet ile bilendir.

Yavuz Selim ŞEN