tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Güzel Öleceğim

Ne güzel ölmüştüm oysaki…

Borcum vardı bir ömür ve elemler dikiliydi parmak uçlarıma.
Bense güzel ölümün peşinde hâlâ.

Geriye kalanların ahı mı olur dersiniz;
Her gece içime içime batan kimsesizlik.
Ve dikenleri; gülünkinden daha cefakar bir yalnızlık.

Halbuki hiç kimse değildim ben
Hiç kimdi…

Sümbül kokan bir hanımefendi vardı düşümde, o kadar.
Öyle cüretkar biri de değildim.
Güzel ölmüştüm sadece…

Hangi ömür bana yeterdi ki zaten.
Gözyaşında gemiler batıran bir ben, ve o bene ölümüne sadık bir kaç okyanus.

Depresif hallerim vardı anneme göre,
Ve dolayısıyla depresyondaydım da.

Güzel ölürmüş öyle insanlar.
Ne kadar doğru bilmiyorum ama çok duydum bunu.

Güzel ölürlermiş, çünkü hiçbir kelam boğazlarına yuva kurmazmış.

Bir beyaz kağıt yetermiş ölmeye desenize o zaman.

Güzel öleceğim evet…
Kağıtlara andolsun ki

Güzel öleceğim!

Asabe

(Mehmet Öztürk)

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Oksızlık

Türkçe sevmek ne demektir
Bilsem, kavuşacağım sana
En dürüst sevişmek
Olacak menemeni aşkımızın

Sulamayı toprağını bağışladın
Yer sıcak, gök sıcak
Yıldızlar gördüm insan gibiydiler
Dışarıda asgari ücret sokağa sığmazken

Ediz Servan Erdinç

tarihinde yayınlandı 5 Yorum

Kaybolan Hayat

Hayat bu; nerede, nasıl karşılaşırız bilinmez…
Yılların izi, bir kalemde silinmez.
Hayal kurar dururum, içimde binbir umut.
Gerçek olur mu bilmem, kader elle çizilmez.

Gözlerin görmese, saçların ağarsa ne çıkar.
Seni sen yapan ten, saç değildir ki canım.
Merhamet, sevgi dolu o koskoca yüreğin,
Seni, senden daha çok sevdi bu yüreğim.

El değmez, göz görmez yerde olsan ne çıkar!
Elimi atsam kalbime, orada sen diye atar.
Meçhule giden yol, çok derin çok da dar.
Bilmezler, her yolun sonu birbirimize çıkar.

Kayboldu hayatım, nerelerde bilinmez,
Her gece ararım, ufuklarda görülmez.
Ağlar durur gözlerim, gözyaşım silinmez.
Gece biter, gün ağarır, gök kubbe delinmez.

Yüreğim yangın yeri, kelimeler kifayetsiz.
Ne konuşur ne söylerim, sustum şikâyetsiz.
Gönlümü kapattım kimseye söyleyemem,
Bir tek sen bilirsin, bir de  ben çaresiz…

Bedia ESEN

tarihinde yayınlandı 1 Yorum

SENLE BİR ÖMÜR

Ruhuma üflendi bir ömürlük kelebekler
Göğüs kafesimi gökyüzüne çeviren bu çırpınış,
Şairin sen bu Dünya’nın pencere önü çiçeğisin dediği yerde geldi bahar
Bir sarmaşığı mahzene çeviriyordu sensiz geçen günler

Derin kuyularda kalmış ateşim
Yürekleri tırmanarak gökyüzünü arıyordu
Güneşe hükmedilmiş gözlerinde kaldıkça
Örülmüş taşları yıktı
Bu kavuşma

Hacer Kelekci

tarihinde yayınlandı 1 Yorum

Siz benim ülkeme ne yaptınız?

Bencil olmuş herkes birbirini eziyor,
Yobaz olmuş önüne geleni eleştiriyor,
Dini uydurup yeniden yazıyor,
Siz benim ülkeme ne yaptınız?

Özgürlük adıyla ahlaksızlaştınız,
Belden aşağı konuşmayı edepten saydınız,
Dizilere, flimlere, sanata bile zehir kattınız,
Siz benim ülkeme ne yaptınız?

Örnek alırsınız kendinizden olmayanı,
Ülkemin ağırlığını, duruşunu, bayrağını,
Unutmuş herkes nasıl taşındığını,
Siz benim ülkeme ne yaptınız?

Nasıl kuruldu bu cumhuriyet unutmuşsunuz,
Doğrulara hepten gözünüzü yummuşsunuz,
Yanlışa kapılıp adını yeniden koymuşsunuz,
Siz benim ülkeme ne yaptınız?

😢 Meltem Çelikpazu 🕊️🥀

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

ARAF

Yarınım yok biliyorsun
Bu gece mahşere üç heceyim ,
Kapıda bekleyen bekçisiyim celladımın.

Ölümle yıkamışsa beni arzular ne fark eder
  yalnızlık ezgisiyse benimseyip sinesine çeken beni
Giderim.
Koyu histeri anlatılanlar ,duyulanlar. uçusanlar var  beynimin  duvarlarında
Ahlar da vah edilenler de kanar sonsuz sükütta .
Bu susuşlar alamet değildir günlerime
Sinsi gibi işler ilmekleri şaşmadan damarlarıma.
Zehirimi bilirim ancak nedir iyi edecek beni ,
Soküp atacak bedenimden kefenimi
Düşlerim ,düşerim.

Zemheri olunca  ayaz çöker aniden
Göremem önümü ,bulamam kendimi ben .
Gömülür yorgan altına kaç kat bilinenler .
Ağlar ardından biriken bilinmeyenli gibi unutulup gidilen yaşanmış hengameler.

Rıhtımda uzanan boyluca bir al sandal
Eşlik eden;
Donuk mavi, yanık rûzgar .
Doluşurlar  ayaklarına günün eteğinin ,
beklenenleri gibi .

Terk eder herkesi
En iyi bildikleri.

Beyza

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Öyle Kaldım

ruhumun yansıması aynada
bir resim gibi sanki yıllardır duvarda
kaç asır geçti üstünden gözlerinin
kaç çocuk büyüdü yıllardan beri
tekrar mart geldi bu tozlu şehirde
camlara yağmurlar vurdu kaç gece
yazdığım kağıtlar vardı, katladım hepsini
üstünü çizdim çokça kelimenin
bir kitabın ayıracı yaptım onları yine
o kitaplara inandım gittiğinden beri
sesim kısıldı sayıkladım diye ismini
yaktığın kibritleri söndüreyim derken
küllere boğdum tüm kalbimi
varamadım sana denesem de çokça
yolda kaldım yol bana kalmasa da
bir köşeye oturdum kurdum hayalini
gidişin sanki hiç acıtmamış gibi
aramadım hiç kendimi sen dururken
kendi yokluğumu dahi bilmedim belki
başucumda hep bir şiir kitabı
altını çizerken fark ettim seni
seni ne çok özlediğimi
bir rafa kalktı gidişinle birlikte
ezberlesem de unutacağım dizelerini
yok sayılsam de hep vardım bence
koca bir kış geçti, bahar geçti
cemreler düştü yine yerlere
başlamak zorunda kaldım bir şeye
hep denedim hep en baştan
tapamadım yine, başaramadım
nasıl ki gök mavi ve bu aşikar
ben de renksiz kaldım, aç kaldım, nefessiz kaldım
şüphesiz fikirlerim vardı benim de
onlar da soluk kaldı, hastalandı
isteklerim senden sonra noksandı
biri kaldı ve beni aldı
bakır bir yüzüğüm vardı hep yanımda taşıdığım
hala duruyor mu o sende kaldı
bir kahve yaptım hafif şekerli
zaten tadım da yoktu gittiğinden beri
kedim gelir yanıma, mırıldar giderdi
o bile bugün yatağıma gelmedi
yokluğunu doldurmayı denedim bir kaç şiirle
bir film açtım rastgele bir de viski
biraz unuturum desem de nafile
bunca gün bunca gece denedim de
olmayan neydi hep düşlerimde
koca bir kalabalıkta yalnız kaldım
nasıl ki gözlerin mavi ve bu aşikar
ben de renksiz kaldım, sensiz kaldım, öyle kaldım

Bahar Su YALÇIN

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Kayıp ve Dilhun

Yalın, fısıltılı rüzgarlar peşi sıra sıralarken 

Bir bir yitip giden günlerim

Sonbaharın gri ve nemli yalnızlığı ile                                  

Karşılaşmak istemeyen oradan oraya kaçışan gözlerim 

Gerçekliğin tüm soğuk çıplaklığı ile 

dövünüp duran kayıp Dilhun ellerim 

Kalabalık içinde kaybolmuş bir çocuk çaresizliği ile

Koşuşturan sıcak bir yuva arzusuyla sağa sola

Çığlıklar eşliğinde saatlerin zaman içerisinde yorgun

Düşen yeryüzüne asılı yıldızlardan

Tarifsiz yönlü yönsüz kırık dökük 

Binbir kötülük içinde açan en sert kayalıklarda

Nergis zehri ve şifası karmaşasında tükenişlerim

Binbir tabirle açıklanamayan çizgili sözlerim 

Beyazların gölgesinde ve gizemi ile 

Çaresiz ve savunmasız bir bülbülün çığlığı sensizliğe ve sessizliğe

Nergis RENÇPER

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

NE KADAR DAYANIR İNSAN

Acıya ne kadar dayanır insan?
Yokluğa, hüzne, hiçliğe
Kaç acı görür bir insan?
Doğunca, büyüyünce, ölünce

Yokluğa ne kadar dayanır insan?
Kayboluşa, umursamazlığa, şühedaya
Kaç yokluk yaşar bir insan?
Sevince, sevilince, sevince

Hüzne ne kadar dayanır insan?
Kadere, terk edilmişliğe, haykırışlara
Kaç hüzünle büyür bir insan?
Yalnızken, yanındayken, yanımdayken

Hiçliğe ne kadar dayanır insan?
Sefalete, kedere, kadere
Kaç hiçliğe bedel öder bir insan?
Seninle, sensizde ve sensizlikte

BEDEL

Ne bekler insan umuttan, mutluluktan başka
Gelmeyecek yarınları arzulamaktan yana
Hiç olmayan geleceği özlemekten
Geçmişten nefret etmekten başka

Ölümden nefret etmek
Yaşama yüz çevirmek
Sevilmekten yakınmak
Ama sevmeyi becerememek

Bir koku uğruna ömrünü vermek
Sevginin yokluğuna yüz çevirmek
Sevgini bilmek, dünyada yaşama sebebi
Nefretine ise dünyada kaç bedel ödenmeli?

Kemal DEMİRSOY

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

HER ŞEYİN Bİ FAZLASI

Her şeyin bir fazlası sende
Var olanların bir emsali gibisin
Milyon kuş varsa şu gökyüzün de
Bir o kadar da gözlerindedir bilesin…

Her şeyin bir fazlası sende
Dünyaca varlığa sahip gibisin
Sanki bir tebessüm ettiğinde
Sen ki yoksulluğu bitirecek kişisin…

Her şeyin bir fazlası sende
İyilik kavramına ismini verensin
Öyle merhamet var ki yüreğinde;
Zalimin kalbinde, zulmü bitirirsin…

Her şeyin bir fazlası sende
Uzat ellerini acizliğim bitsin
Bilsen de olur bunları, hiç bilmesen de
Gönül kapım sağlam, sen kalbime kilitsin

Her şeyin bir fazlası sende
Her yüz aynıyken; sen birsin, teksin
Yaşanmışlığın en güzeli yansır silüetinde
Savrulan tekne ömrüm, sen yön veren yelkensin

Her şeyin bir fazlası sende
Tut ki bir şiirim, sen en güzel yerimsin
Seni çıkarırsak eğer bütünlüğümden
Anlamım denge tutmaz, varsın devrilsin…

Her şeyin bir fazlası sende
Özgüvensiz bir şairin tek güvenisin
Saklı kelimeler var gülüşlerinde
Bir tebessüm et, ölü kafiyeler dirilsin.

Her şeyin bir fazlası sende
Gurbetlerin son gecesi gibisin
Binbir çeşit insan olan bir şehirde
Sen ki memleketimin hatrımda kalan resmisin

Her şeyin bir fazlası sende
Sen ise bir başkasın, her şeyinle…

Okan KARAYILAN