tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Yol

Namütenahi bir yolda yürüsem,
arkamda kalbimin hüzünlerinin gölgesi gelir.
Üstümde siyah bir kaban sanki hüzünlerimin resmidir.
Küçük bir damla gözyaşı sanki yolumu sarar.
Sardıkça daha çok derinleşir anılar.

Melike MERT

tarihinde yayınlandı 2 Yorum

Portakal

Akşamın özünde, kara.
Portakal ağacında yaprak.

Aynı acıya ağlıyorduk.
Beyaz, bir sana yakışıyordu.

Uzaktı gün doğumu,
Ağladıktan sonra gerçekti düşler.

Sayılabiliyordu her uzaklık,
Geçtiği yerde izdi her adım.

Bilinmez, sözlerin söylenmemişi
Görünmez, gözlerin denk gelmediği

Ağacında portakal, sayılabilir çokluk.
Hangi ayı sevsen, nisan sevinir.

On yedi gün sayar başından.
Ağaçta portakal, ayda gün.

İnsanın özünde, yara.
Portakal ağacında yaprak.

Yaprak yeşil, portakal turuncu
Sen beyaz – bembeyaz,
Beyazdan daha beyaz.

İsmail ÇEVİK

tarihinde yayınlandı 2 Yorum

Hilal Dolunaya Döndü

Hilal dolunaya döndü sevgili
Beni yarım bıraktığın yerden tutunuyorum hayata
Bütün sırlarımı açtım
Bütün düğümleri çözdüm.
Geçtim bütün duraklardan
Gerdim ipleri ve geldim kendime uzaklardan.
Sen ile başlayan bir cümlenin yüklemi olmaya hazırım.
Sakın beni yanlış anlama
Sana şiirler yazmıyorum
Ben şiirlere seni yazıyorum
Seni yazıyorum, beni anla.
Cümlelerim eksik beni tamamla
Tamamla şiirleri varlığına muhtaç imtiyazlardır.
Gülümsemen değse şiirlerime
Bir kalbin sevilme zamanıdır.
Hasretin öznesi olan cümlelerime
Vuslat hayali en büyük hazlardır.
Zamandır beni sana yenik düşüren
Şiirler zamana meydan okuyan arazlardır.
Darlanan ruhuma yanan gönlüme
Harlanan ömrüme ferahlık veren ayazlardır.
Şiir sevgilim seni anlatan bir nokta
Uzun bir cümledir ulaşmak sana
Çoklarımda hep sen varsın düşmanım az’lardır.
Şiir varlığından uzakta hicran kalır.
Her satır gönlümden dua dolu niyazlardır.
Sabır sensiz geçen zamana ödediğim kefaret
Yılgınlığım aşk harbinde bitmeyen nazlardır.
İnsan beklemediği yerden şiirler açar.
Şiirleri solduran, olması gerekenden olmazlardır.
Gönül aşk ile nimetlendi aşk ile yaşam buldu.
Gönül için aşk yanması gereken ateştir.
Zaman ise kazası olmayan namazlardır
Hilal dolunaya döndü
Yarım bıraktığın yerden tamamlıyorum hayatı.
Bütün sırlarımı açtım
Bütün düğümleri çözdüm.
Geçtim bütün duraklardan
Gerdim ipleri ve geldim kendime uzaklardan.
Seni anlatmak için şiirlere.

Yavuz Selim ŞEN

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Şiir

Sensizlik bana acı, hüsran dolu
Şarabımızın kadehini kırmızı et eşliğinde kaldırırdık
Ama sen gittikten sonra;
Kadehimi bayat ekmek eşliğinde kaldırıyorum

Şarabım aynı, kadehim aynı
Değişen tek şey sadece mezem değil
Sana olan sevgim
Sevgim yerini hüsrana bıraktı

Adem GÜMÜŞ

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

İyilik Algısı

“İyilik yap denize at, balık bilmez ise halik bilir.” diye bir söz vardır. Bu her insanımızın bildiği ama yüreklerine nakşedemediği bir cümledir. İyilik yapmak bir insanın ihtiyacını gidermek, yol göstermek, zor zamanda yardım elini uzatmak gibi maddi ve manevi birçok çözüm odaklı yola kapı açan bir çabadır.

İş böyle olunca insanın bir insana derman olması, insanın kendi ruhuna da iyi gelen bir dua gibidir. “İyilik eden iyilik bulur.” sözü de her insanın bildiği bir söz olmasına karşılık, zaaflarıyla var olan insan birçok iyiliğini geciktirmek ister. Kim bilir sonra unutur bazen de yapamaz hale gelebilir. Toplumumuzda çok duyduğum ifadelerden biri buna güzel bir örnektir. İnsanımız hep “Şu kadar param olsa şu kadar güzel iyilik yaparım, şu kadar insana faydam dokunur.” gibisinden cümleler kurar. Geniş ölçekte düşünürsek bu sadece bir vehimden ibarettir. Neden mi?

Bir iyilik yapmak istiyorsak öncelikle şu an bulunduğumuz durumda neler yapabilirim diye kendimize sormamız gerekir. Zira o düşündüğünüz parayı belki de hiç kazanamayacaksınız.

Velev ki kazandınız ve hayalinizdeki konumdasınız. Şu an bulunduğunuz durumda bile size iyilik yapma fırsatını vermeyen nefsiniz o kadar paraya sahip olduğunuzda sizi bırakır mı? Unutmayın ki zaten yarın yaşıyor olacağınızın garantisi yok. Dem bu demdir diyerek insanlara ve kendimize faydalı olmakta yarar var.

İyilikten maraz doğar sözünü kimi insanlar rehber edinmiş durumdalar. İnsanlara güzel ve faydalı işler yaparak bunun sonucunda fayda görmeyen insanlar, bu marazi duruma tutunarak kendilerini bundan sonrası için sağlama aldıklarını kanaatine varıyorlar.

Yazımızın başında dediğimiz gibi “Balık bilmezse halik bilir.” sözünün ehemmiyetini göz ardı ediyorlar. Oysaki iyilik dediğimiz insanlara fayda veren kimi zaman derdine kimi zaman ruhuna dokunacağımız olgusudur. Yapılan yardımı sadece insan olduğumuz için ve sadece karşıdaki insanı anladığımız için yapmalı, bunun mükâfatını insandan değil yine ALLAH rızası gözeterek Allah’tan beklemeliyiz.

Günümüz dünyası insanın insana ayna olmasını istemiyor ve bunun içindir ki birçok engel çıkartıyor ama bu engelleri kırmak ve ruhun güneş gibi tüm insanları aydınlatan enerjisini kalben hissettirmek, bir yürek savaşçısı olmak bir insanlık neferi olarak yaşam sürmek ve iyilik olgusunu kötülüğün, bağımlılığın, insan haysiyetine zarar veren aşırılıkların karanlık setlerini yıkana kadar sürdürmeliyiz.

Dünya güzel yürekli insanların yeri oluncaya kadar her kalbin kapısını çalalım ve gönüller ile tanış olalım.
İyilik ışığınız hiç sönmesin. Bir iyiliğin dokunacaksa insanlardan onu esirgeme zira yarına ertelenen bir çok plan gelmeyen yarınlar dağında yok olmaya mahkumdur.

Yavuz Selim ŞEN

tarihinde yayınlandı 1 Yorum

SAADETİM

Yokluğunda yokuştu tüm dünya yoluma
Takmadım senden gayrısını sevda diye koluma
Almam, alamam sen diye bir başkasını soluma
Sevdiğim, aşk diye bir seni ektim toprağıma

Sahil kenarlarına yazdım aşkımı
Dalgalar vurdu sildi, götürdü adını
Bir mucizede saklı bu hikâyenin adı
Bir seni yazdım bir de seni hayallerime

Sırt çevirdim yalan dünya günlerine
Söz verdim ahiretin sahibine
Dünya gözüyle göremesem de seni
Cennet de gönül gönüleyiz seninle

Zoru sevdim ben gözlerinde
İmkânsız olana uzanan yolları yürümeyi
Ve ben sevdiğim dünyalık gibi yalan değil
Ahiret kadar gerçek sevdim seni

Bir seni yazdım ömrüme sadece seni
Bir seni helal belledim gözlerime bir seni…

Burak SERTDEMİR

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

HAYDİ DOLAŞALIM

Haydi! dolaşalım
Ruhumuzun derinliğe çıkan sokaklarında
durmayalım, dolaşalım
evladı kaybolan anne misali
durmadan dolaşalım
dolaşalım ruhumuzun fersiz sokaklarında
gecenin bizi hapsettiği evlerimizde değil
gündüzlerin rehberliğinde sokaklarda dolaşalım
ama yalnız olalım kalabalık sokaklarda
yalnız dediysem düşüncelerimizde yalnız olalım
yalnızlıktan kastım; yalın olalım, biz olalım
sıyrılalım o yapmacık kalabalıktan, o iç içe geçmiş insanlardan
dolaşalım tekrar tekrar dolaşalım.
mesela kız kulesinde dolaşalım
ama o martılar gibi olmayalım
kendimizi hür sanıp bir parça simide mahkum olmayalım
özümüzde olup denizlerde, deryalarda bizim olanı arayalım
mesela sevgimizi arayalım deryalarda
bilindik kısmında değil, keşfedilmemiş kısmında arayalım
kaybolalım uçsuz bucaksız deryalarda
ne denli uzaklaşırsak kalabalıktan
o denli yaklaşırız biz olana
haydi durmayalım dolaşalım
sen, ben olmayalım biz olalım
beraber arayalım bizim olanı
beraber ayrılalım o yapmacık kalabalıktan
yalnızlığı artık düşlerimizde karşılayalım
gündüzlerin rehberliğinde değil
gecenin karanlığında hapsolalım
evladına kavuşan anne yüreğinin sıcaklığıyla ısıtalım birbirimizi
gecenin ıssız soğuğunda, kör karanlığında
haydi! dolaşalım ruhumuzun karanlığında
haydi! durmayalım dolaşalım
gün doğmadan önceki sisin kayboluşuna kadar
dolaşalım
haydi! durmayalım, durmayalım dolaşalım buruk kalplerin derinliğinde
haydi! durmayalım dolaşalım.

Ömer Pilgi

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

İNTİHARIN ANLAMINI BİLENLER İÇİN TOPLU CENAZE TÖRENİ

Ben iki kere intihar ettim
Sen benim ilk intiharımsın.
Fersah fersah acısını duyduğum
Aşka dair ilk anımsın.

Ben seni hatırlıyorum
Sen beni bana unutturdun Benazir.

Sanmıyorum yıllar güzelliğini çalsın.
Sesindeki sırlar yıldızlara mı seranad
Bilmem ki sende beni hatırlarmısın?
Bende gamdan gayrısı yok, biraz sen anlat.

Birazda sen anlat
Bana kendini hatırlat Benazir.

Kaçırdığım otobüsleri
Denk gelemediğimiz anları
Kalbime sapladığım okları
Hatırlat hâla çıkaramadım onları

Kuşlar kanat çırpıyor gibi bakışın
Zamanın içinde su dan hızlı akışın
Hüznünle ölen ilkbaharı ve gelen kışı
Hatırlat hâla bitmedi bu sabrın nakışı.

Sen benim ilk intiharımsın
Kalbime ihtarım
Nefsimle imtihanımsın
Ben öldüm bunu bil
Sakın bu mezarı kazma Benazir.

Bir Engizisyon mahkemesi kurdular
Aşkımı bir alef gibi yaktılar.
Sayfalarca özlemin kaldı.
Kelebek kadar hassastı bu gönlüm, kuruttular.
Öyle bir gittin ki ben de bir ismin kaldı.

Elif olsan sana vav gibi eğilirdim.
Deniz olsan kumsalına gelirdim.
Ömür olsan gönül olurdum
Gönül olsan sürur
Sen bir nokta oldun.
Ben bir ünlem!
Kalmadı gurur.
Beni bende bitirdin.

Sen gözümde abı hayat dolu bir iksir.
Ve büyü bozuldu düğüm çözüldü
Yollar ayrıldı
Beni, bana geri ver Benazir

Sen benim ilk intiharımsın
Aşka dair ilk an
Baktıkça köz olan
Girdaplara düşüren bir zamansın.
Ve o ilk an kendime derdim
Yavuz dayan
Sus ve yan
Ve artık yandım bu Hârdan
Küllerim sana kalsın Benazir.

Ben iki kere intihar ettim.
Heyulanın altında kalırken hüzne râm olmak
Sorarsan eğer işte budur ölüm ile yaşamak
İki kez teşebbüs etti intihar
Ben bu hicranı denizlere anlattım Benazir
Artık her deniz suyu içilebilir bir şiirdir.

Yavuz Selim Şen

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

GEÇİP GİDERKEN

Zamanı ileri sarmak istedim o an.
bir şeyler vardı kaldıramadığım ve bir şeyler vardı ruhumu darlayan.
Göz yaşlarımla baş başayım.
Yalnızlığımla baş başayım.
Acılar sarmış etrafımı, onlarla başbayım.
Kaçsam kaçamam.
Unutmaya çalışsam unutamam bir anda.

Hızla geç git zaman.
Geçip giderken sil bütün hüzünlerimi.
Hızla geç git zaman.
Geçip giderken aratma gidenin yerini.
Hızla geç git zaman.
Bilirim geçip giderken iyileştirmez,
alıştırırsın hüzünle yaşamayı
gözyaşlarıyla günleri geçirmeyi.
Durma, hızla geç git zaman.
Giderken azalır belki
İçime akan kanların şiddeti.
Belki daha az kanar
fazla kanamaz şimdi kanadığı gibi.

Furkan Tazegül

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

AH MİN’EL AŞK

Ah Minel aşk

Zaman sana hapistir benim evrenimde
yumuşaklığın tanımı tenindir benim için
korkuluklarla dolu bu kafes ülkesinde
açan tüm çiçekler senindir, senin için
baharları öldüremez fırtınalar, karlar
ama baharı getirir sana yemin ederim
ellerimi beline dolayıp sarmak
tüm kışları götürür bize yazı getirir

İkliminden geçtik buhranın ve acının
tattık tütününü en hakiki yerlerinden
yalnız bu dünyayı değil bundan bir kaçının
yaratılmasına şahidim senin ellerinden
yaslı, mahzun bakışlarıma aldanma benim
hiç olmadığım kadar mutlu, bir o kadar derin
bir o kadar derinlerimde senin ellerin
bir o kadar derime sinmiş o güzel tenin

Kanlı rüyalardan terli sabahlara uyanıp
acıyı bal eyleyen o deniz kokulu sesini
işitmek ve diş etlerime kadar yerleşen
varlığınla güzelleştirmek bir yenisini
elbet dağılır bulut ve yağmur yağan yerlere
elbet göğsümden dökülür sevda gülleri
elbet benim olursun bu hayat tekdüze
elbet güzelleştiririz bu tekdüze yeri

Şu yastığın, yorganın, ekmeğin ve tuzun
dili olsa da anlatsa şöyle uzun uzun
seni nasıl beslediğimi içimde her gün
ve nasıl karşımda duruyor, hep güzel yüzün
çocuksu bir yanım var evet senle büyüyen
büyüdükçe öğrenen biraz daha her gün
yanında değilken bile senin ile yürüyen
kalbimden gözlerime hep seninle sürgün

Dalgalanmadan deniz temizlenmez çünkü
çünkü köpüktür denizin aşktan bahsedişi
sevda yatar altında denizin koskoca
bu da tanrının ona sevgiyi gösterişi
üstelemem, seni yormam gel omzuma yaslan
hangi omzuma yatsan bir diğeri yasta
evet her insan hep ölecek yaşta
ve evet her insan hep sevecek yaşta

Can Yalçıntaşküçük